Hamdullah Aydoğan / Şeyhmus Bartan

2002 yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümünden mezun oldu. 2002-2004 yılları arasında TED kolejlerinde Resim iş öğretmenliği yaptı. 2006-2008 yılları arasında Nusaybin Mitanni Kültür Merkezi’nin Heykel Yapım Projesinde, 2010’da Nusaybin Belediyesi Anıt Heykel projesinde, 2011-2012 yılları arasında Diyarbakır Merwani Sanat Sokağı Heykel Projesi’nde, 2013’te Nusaybin Kent Müzesi’nin rölyef çalışmasında ve (2014’te) Nusaybin Belediyesi Anıt Heykel Projesinde heykeltıraş olarak görev aldı. 2015-2018 yılları arasında Mardin Müze Müdürlüğü’nde çeşitli sanatsal faaliyetlerde bulundu. 2019 yılında Mardin’de, ArkeoArt sanat ve tasarım atölyesini açtı ve halen orada çalışmalarını yürütmektedir.


Şeyhmus Bartan

1995’ten beri  taş işlemeciliği  yapan Şeyhmus Usta, bu mesleği Eyüp Ustadan el alan Yusuf Kıdır’ın çıraklığını yaparak öğrendi. Günümüzde de özel ve kamu binalarındaki iç ve dış mekânların taş işlemeciliğini yapmaktadır. 


TAŞ İŞÇİLİĞİ 

Taş işçiliği, Mardin ve çevresinde cami, kilise, manastır, konut ve mezarlık gibi mekânlarda kullanılan taşların el yordamıyla nakşedilmesidir. Bölgenin coğrafi şartlarına uygun olan Mardin taşı, mekânları kışın sıcak yazın ise serin tutma özelliğine sahiptir. Günümüzde taş ustalarıyla yaptığımız sözlü tarih çalışmalarında, bu ustaların büyük ustalarının Ermeni ya da Süryani olduğunu söylemeleri bize bu zanaatın kökenine dair bilgi vermektedir. Mardin-Midyat taşlarından nahit ve katori çeşitleri iç ve dış mekanlarda kullanılmaktadır. Çok gözenekli olan taşlar, genellikle kaba işçilik olan dış cephelerde, az gözenekli taşlar ise ince işçilik gerektiren motif süslemelerinde kullanılır. Taşlar arası bağlayıcı olarak, taşın kendi tozu (ınkara) ve kireç tozu karıştırılarak oluşturulan bir harç uygulanmaktadır. Teknolojik gelişmeler nedeniyle maalesef taş işçiliği de diğer zanaatlar gibi yok olmayla karşı karşıya gelmiş ve birkaç ustanın çabaları dışında, bu sanat yerini CNC robotlara bırakmıştır.


TUZLU SUYUN HİKAYESİ 

Farklı din, dil, coğrafya, kültür ve düşünce biçimlerinden gelen her birey kendi yaşam tarzı, değerleri ve beklentileri ile yaşam hakkına sahiptir. Farklı ten rengi, dil ve cinsiyetlerin yanında; bedenlerimizdeki en küçük hücreden parmak izine ve de gözün retinasına kadar incelendiğinde, yeryüzündeki her insanda farklılıklar olduğu gözlenir. Hollandalı sanatçı Maurice Mikker’in gözyaşı tomografileri üzerine yaptığı bir incelemede-her insandaki bu türden farklılıklara işaret edecek şekilde- sevinç ve keder gibi duygu anlarında ve hatta soğan doğranırken akan gözyaşı damlalarındaki şekillerin farklılıklar gösterdiği saptanmıştır.

Sanatçı ve zanaatkârın birlikte gerçekleştirdiği “Tuzlu suyun hikayesi” adlı çalışmasında Mardin kent mimarisinde sıklıkla rastlanan damla motifinden yola çıkılmıştır. Sanatçı, taş ustasının Mardin taşı üzerine işlediği farklı desenlerdeki damla motiflerinin üzerine, farklı malzemelerle müdahale etmiştir. Müdahalede, gözyaşlarındaki farklı desenler yontularak epoksi döküm ile renklendirilmiştir.