Ayhan Akikol / Mehmet Toparlı

2019’da Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünü kazandı. 3. sınıf öğrencisi olarak sanat eğitimine devam etmektedir. 2020’de Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün  karma olarak gerçekleştirdiği “Koridor” adlı sergide yer aldı. 2021’de Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Galeri Artuklu’da “Taş Eskizleri” adlı karma sergiye çevrimiçi olarak katıldı. Çalışmalarının bir kısmı e-dergi platformunda yayınlandı.


Mehmet Toparlı

Mazıdağı Gençlik ve Spor İlçe Müdürü olan Mehmet Usta,  keçeciliği genç yaşlarda babası Şakir Toparlı’dan öğrendi. Amso Ustadan el alan babası Şakir Usta, Mardin’deki son keçe ustasıydı. Mehmet usta, unutulmaya yüz tutmuş keçeciliğin yok olmaması için geleneksel motifleri  modern tasarımlarla birleştirerek gün yüzüne çıkarmaktadır.


KEÇECİLİK 

Keçe, Orta Asya Türklerinin konar-göçer yaşamlarında, soğuk iklimler için ısınma, sıcak iklimler için de serinliği sağlayan, aynı zamanda su geçirmezlik özelliğine sahip kalın bir tekstil ürünüdür. Yün, kırkımdan sonra pıtrak ve pisliklerden temizlenerek yay ve tokmakla lifler birbirinden tamamen ayrılana kadar tiftiklenir. Yere serilen bir hasır üzerine, yörenin geleneksel motifleri oluşturulduktan sonra yün ılık su ve sabun ile ıslatılır. Hasır içinde rulo haline getirilen yün, nemli ortamlarda dirsek ile dövülerek ve ayak ile tepilerek beden gücünün çok yoğun bir şekilde kullanılması ile keçeleştirilir. Özellikle hamam ve çeşmeler gibi nemli ortamlarda 30-40 dakika boyunca gerçekleştirilen bu işlem sırasında uygulanan basınçla, lifler birbirine geçişerek pişme (keçeleşme) aşamasına gelir. Son 20 yıldır, Mardin’in çarşılarında gezinirken yarı çıplak haldeki ustaların kan ter içinde “huh-hah” seslerinin duyulmaması, keçecilik mesleğinin yok olduğuna işaret etmektedir. 


FEMİNA 

Kadınlar, neredeyse bütün kültürlerde doğurganlığın, bereketin ve şifanın kaynağı olarak görülür ve doğa ile özdeşleştirilir. Bereketin sembolü olarak nitelendirilen kadının toprak ile ilişkisi toprağın dişi olarak bilincimizde yer edinmesini ve “toprak ana” ifadesinin oluşmasını mümkün kılmıştır. Tarih boyunca tanık olunan politik ve ekonomik süreçler neticesinde, eril zihniyet toplumsal olarak ön plana çıkmış, erkekler ve kadınlar arasında asimetrik, eşitsiz bir ilişki kurulmuş ve kadına ikincil bir rol biçilmiştir. 

Sanatçı ve zanaatkârın birlikte ürettikleri “Femina” adlı çalışmada, kadının doğa ile ilişkisi göz önünde bulundurularak yola çıkılmıştır. Doğal bir malzeme olan yünün ıslatılıp sıkıştırılarak keçeleştirilen bir zemin üzerinde, “Pieta”yı andıran bir kadın, keçe ile resmedilmiştir. Resimde, kadının bedeninden uzak olan dallar kuru iken ellerinde tuttuğu dallar, şifa bularak inceden filizlenmeye başlar; doğa kadının elinde yeniden yeşerir.

üzerine, iç içe girmiş bir kitabeyi dövme tekniği ile yazmıştır.