Leyla Keskin / Erkan Muratoğlu

Anadolu Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği ve Dicle Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim İş Öğretmenliği Anabilim Dalı mezunudur. Mardin Artuklu Üniversitesi  Görsel İletişim Tasarım Yüksek Lisans Programı öğrencisidir. Çalışmalarında mekân-zaman-hafıza ve aidiyet kavramlarını kullanmaktadır. Yakın zamanda araştırmalarını ve sanatsal üretimlerini Antroposen ve Ekolojik-Yas kavramları çerçevesinde  Ilısu Barajı ve Dicle Vadisi üzerine yapmaktadır. MEB’e bağlı bir eğitim kurumunda “Görsel Sanatlar Öğretmeni” olarak çalışmaktadır. Görsel Sanatlar ve Drama üzerine 7-16 yaşları arasındaki gruplara yönelik eğitim çalışmaları yürütmektedir.


Erkan Muratoğlu

Yirmi yıldır ahşap oymacılığı yapan Erkan Usta, bu mesleği babası Sadettin Ustadan öğrendi. Sadettin Usta,  oymacılığı Süryani ustalarından el aldı. Yaklaşık dört yüz yıl önce tasarlanan  kalıplarda herhangi bir değişiklik yapmadan o dönemin motiflerini koruyarak modern mobilyalar üretmektedir. 


AHŞAP OYMACILIĞI

Ahşap oymacılığı, ahşap üzerine çizilmiş bitki ve hayvan motiflerinin oyularak şekil verilmesi ile uygulanan bir süsleme sanatıdır. İnce bir işçilik gerektiren oymacılıkta kullanılan motifler, alçak ve yüksek kabartma teknikleri kullanılarak ve etrafları dekupe edilerek ortaya çıkarılmaktadır. Ahşap oymacılığında şimşir, çam, armut, ceviz, söğüt, meşe ve abanoz gibi ağaçlar ıskarpela ile şekillendirilir. Farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Mardin’de Ermeni ve Süryani sanatı olarak bilinen ahşap oymacılığında 400 yıldan beri kullanılan motifler, hiçbir değişikliğe uğramadan günümüzde de işlenmektedirler. Bu sanatı Mardin’de devam ettiren üç usta kapı, cami minberi, divan, kanepe, konsol, gelin sandığı ve ayna gibi mobilyalar üretmektedir. El emeğinin karşılığının az olduğu diğer mesleklerde olduğu gibi ahşap oymacılığı da teknolojik gelişmelere yenik düşmektedir.


TOFAN

Dicle Nehri Vadisi, Hasankeyf’i de içine alan önemli kültür ve doğa alanlarına sahip bir yerdir. Yüksek ve sarp kayalıklardan, dar vadilerden ve sulak arazilerden oluşan vadi, birçok canlı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Ilısu Barajı ve HES Projesi sebebiyle 108 yerleşim yeri, birçok tarihi yapı ve bazı bitki ve hayvan türleri yok olmaya başlamıştır. Antroposen çağda insan eliyle yapılan bu tahribatlar, dünyanın ekolojik dengesini geri dönüşü güç bir biçimde sarsmaktadır.

Sanatçı ve zanaatkârın birlikte ürettiği “Tofan” adlı çalışma, sanatçının ana dilinde “büyük yıkım” anlamına gelir. Baraj ve HES çalışmalarının sebep olduğu yıkımlardan etkilenen Dicle Vadisi’ndeki bitki ve hayvanlar, birer canlı organizma olarak kaybedilmiş hayatlardır.  “Tofan” adlı eserde, baraj çalışmaları sırasında yitirilen yaşamların Ekolojik-Yas çerçevesindeki temsilleri ahşap bir kapı üzerine yontulmuştur. Bu yapılırken, masalsı bir anlatımla bu canlı organizmaların dünyasına bir yolculuk düşlenmiştir.